Haber Öğesi Testosteron hakkındaki gerçekler
(Kategori: Haberler)
Gönderen Sustanon
02.08.2012 saat: 00:32


 
 
Testosteronla ilgili sayısız efsane ve yanlış anlaşılmanın arkasındaki gerçekleri ve normalin altında testosteron seviyesi belirtilerini öğrenmenin vakti geldi. Sadece Amerika’da, 2 ila 4 milyon arasında erkek, hipogonadizm olarak bilinen bir hastalık olan normalin altında testosteron seviyesi problemi yaşıyor. Bu, erkekler yaşlandıkça giderek daha çok görülen bir sorun olmasına rağmen her yaşta erkekte birçok nedenden dolayı görülebiliyor. Ne yazık ki normalin altında testosteron seviyesine sahip erkeklerin çok azı ihtiyacı olan yardımı alıyor.

Tahminlere göre hipogonadizm sorunu olan milyonlarca erkeğin, birçok türde gelişen testosteron replasman tedavi seçeneği olmasına rağmen yalnızca yüzde 5’i şu anda tedavi görüyor. (Reçeteli testosteron ürünlerinin satışı, 1993’ten bu yana yüzde 500’den fazla bir artış göstermiştir). Testosteron ürünlerinin kullanımındaki bu artış tamamen iyi bir şey olmayabilir. Testosteron replasman tedavisi sadece normalin altında testosteron seviyesine sahip olan ve prostat büyümesi veya prostat kanseri belirtisi gibi testosteronla daha da kötüye gidebilecek bir hastalığı olmayan erkekler için uygun ve güvenlidir. Normal seviyede testosterona sahip erkeklerin testosteron kullanması çok risklidir. Hipogonadizm belirtileri genellikle gözden kaçar, çünkü sıradan yaşlanma belirtileriyle karıştırılabilir.

NORMALİN ALTINDA TESTOSTERON BELİRTİLERİ:

-Sekse karşı isteğin azalması
-Yorgunluk
-Kas güçsüzlüğü
-Küçük veya yumuşak testisler
-Ereksiyon bozukluğu
-Kilo alımı (özellikle karın ve bel bölgesine)
-Kemik yoğunluğu azalması
-Depresyon
-Anemi




 

Bu problemden yararlanmak için oluşturulan dev endüstri, kontrolsüz testosteron takviyelerinin satışı ve kullanımında tehlikeli bir artışa neden oldu. Birçok erkek, resmi olmayan reçetelerle testosteron ediniyor çünkü bu geçici olarak, daha genç ve güçlü hissetmelerine neden oluyor. Testosteron hakkında birçok efsane ve yanlış anlaşılma mevcut. İşte en sık duyduklarım:

1.Testosteron verimliliği artırır. Yanlış. Testosteron, özellikle performans artışı için atletler tarafından yaygın olarak kullanılan seviyede, erkeğin kısırlaşmasına ve testislerinin büzüşüp, yumuşamasına neden olabilir.
2. Fazla kilolu olmanın testosteron seviyesiyle bir alakası yoktur. Yanlış. Vücuttaki fazla yağ, bir sünger gibi hareket ederek testosteronu kandan emer ve libido, enerji ve diğer erkeksel özelliklerin azalmasına neden olur. Eğer aşırı yağlanma göbek ve karın bölgesindeyse bu bilhassa doğrudur. Baldır ve kalçalardaki yağın testosteron azaltma etkisi daha azdır.
3. Erkekler, fazla egzersiz yaparak testosteron seviyesini yükseltebilir. Testosteron ve egzersiz arasındaki ilişki biraz karmaşıktır. Evet, ölçülü şekilde egzersiz yapmak testosteron seviyesini bir nebze artırabilir ama aşırı egzersiz yapmak testosteron seviyesini düşürebilir. Düşük testosteronun, egzersiz yapmayı zorlaştırdığı doğrudur ve bu da hareketsizliğe neden olarak, beraberinde düşük hormon seviyesini getiren bir kısır döngüye yol açabilir.
4. Erkeklerde orta yaş bunalımının testosteronla bir alakası yoktur. Erkeklerin işleri, eşleri veya genel olarak hayattan sıkıldıklarını söylediklerinde aslında düşük testosterondan mustarip oldukları kanısındayım. Bu olaya ‘menoporsche’ diyorum çünkü testosteron seviyelerini kontrol ettirerek daha iyi olacakları yerde, gösterişli yeni bir araba almanın onlara çekicilik ve cazibe kattığına inanan erkekler tanıyorum.
5. Testosteron takviyesi almanın bir sakıncası yoktur çünkü FDA tarafından onaylanmış olması gerekir. Yanlış. Aslında devlet testosterona dönüşebilecek içeriğe sahip ürünlerin kullanımı veya satışını denetlemez. Testosteron ürünleri sadece doktor gözetimi altında kullanılmalı ve testosteron seviyesi sadece normal seviyeye kadar yükseltilmelidir.
6. Düşük testosteron depresyona yol açar. Doğru, ama bu hikayenin sadece yarısı. Çoğu erkek depresyon veya depresif ruh halinin testosteron seviyelerini düşürebileceğini bilmez. Birçok erkek depresyonlarının belirtilerini fark etmediği veya depresyonu tedavi etmek için profesyonel yardıma başvurmada isteksiz olduğu için bu milyonlarca erkeğin önemli bir sorunudur. Bazen testosteron seviyesini eski haline getirmek de depresyon belirtilerini azaltabilir ve bazen de depresyonu psikoterapi ve/veya anti-depresan ilaçlarla hafifletmek testosteron seviyesini artırabilir.
7. Ereksiyonu artıran ilaçlar testosteron seviyesi normal olsa da, olmasa da işe yarar. Araştırmalara göre ereksiyonu artıran ilaçlar en çok, testosteron seviyesi normal aralıkta olan erkeklerde işe yarıyor. Testosteron, ereksiyon artırıcı ilaçların sağlayamadığı, seks yapmak için gerekli olan dürtüyü sağlar.
8. Testosteron tedavisi sadece, orta yaşlı erkeklerin kendilerini genç hissetmeye çalıştıkları bir kozmetik farmakoloji yöntemidir. Yanlış. Normalin altında testosteron seviyesine sahip her yaştan erkeğe uygulanan testosteron replasman terapisi, genel sağlığı olumsuz etkileyecek potansiyeli olan durumlarda uygulanan geçerli bir tıbbi tedavi yöntemidir. Hipogonadizmi tedavi etmedeki başarısızlık erkeklerde irade zayıflığı, osteoporoz, kalp rahatsızlıkları ve muhtemelen Alzheimer hastalığı risklerini artırır.
9. Düşük testosteron sadece yaşlı erkeklerde görülür. Yanlış. Tabii ki yaşlandıkça testosteron seviyenizin düşmesi daha muhtemeldir ama bu sorun her erkeği, hatta ergenlik çağındaki erkekleri bile etkileyebilir. Varikosel (testis damarlarında genişleme, varisleşme), inmemiş testis gibi hastalıklar ve bazı genetik problemler, olabildiği kadar hızlı bir şekilde teşhis edilip düzeltilmesi gereken testosteron seviyesi düşüklüğüne neden olabilir.
10. Testosteron seviyesini artırmanın tek yolu aşıdır. Artık, testosteron seviyesini artırmak için aşı veya başka yollarla direkt olarak kana testosteron vermek yerine, vücudu doğal yollardan ikna ederek uygulanan çeşitli testosteron replasman tedavisi seçenekleri bulunuyor.

Enerji düşüklüğünün başlıca 3 nedeni

Enerjinizi düşürme işlemini başlatan nedir? Domino taşlarını oluşturan ve ilk dominonun düşmesine ne neden olur? Tabii ki bütün cevapları tam olarak bilmiyoruz ama hücresel enerji santralleri olan mitokondrileri verimsiz hale getiren bazı unsurları biliyoruz. Başlıca 3 unsur:

İNSÜLİN DİRENCİ:

Şekeri, üretim fabrikalarımıza ulaştırmada yetersiz kalırız ve şekerimizi, enerji üretmek için kullanacak hücrelere (kas hücreleri gibi) taşımak yerine yağ depolarına dağıtırız.

VİRÜSLER VE DİĞER ENFEKSİYONLAR

Akut veya kronik fark etmez, düşük dereceli enfeksiyonlar şalterlerin atmasına neden olabilir. Genelde birilerinin gelip sigorta kutumuzdaki kabloları aşındırarak sağlanan enerji miktarını azalttığına şahit oluruz veya kablolar onları onarılmış bir şekilde tutmaya yarayan besin maddelerinin eksikliğinden dolayı aşınırlar (örneğin; sağlıklı bir yağ asidi olan DHA eksikliği). Bu durum, bir hamilelik veya bağışıklık sisteminin hassaslaştığı bir hastalık sonrası ‘enerji kaybı’ sürecini başlatır. Birçok insan hücresi çekirdeğinde fibromiyalji gibi ciddi enerji eksikliği olan viral moleküller bulunmuştur. Bir bölge daha az enerjik hissettiğinde diğer bölgeye daha çok yüklenerek bu süreci hızlandırırsınız, böylece virüslerin yol açtığı küçük bir kablo aşınması çoğu zaman yorgun hissetmenize neden olur.

UYKU PROBLEMLERİ:

Birçok insan her istediğinde uykuya dalma sorunu yaşar. Ayrıca çoğumuz (evet, ben bile) uykuya dalma becerimizi veya iyi bir uyku uyumamızı kısıtlayan olumsuz alışkanlıklar geliştiririz ve böylece bir kısır döngüyle mücadele içine girmek zorunda kalırız. Bağışıklık sisteminiz ihtiyacı olan bütün enerjiyi istediğinde, (örneğin sizin için bir enfeksiyonla savaşırken) mevcut enerji yeteri kadar dinlenmezse bahsettiğimiz kabloların aşırı ısınmasına neden olur ve enerji probleminizin daha da kötüye gitmesine yol açar. Bu durum bağışıklık sisteminizin diğer enerji stoklarınızdan alabileceği enerjiyi azaltır. Böylece daha yorgun hissedersiniz. Yeterli miktarda veya kaliteli bir uyku uyumadığınızda (uykunuz yeteri kadar derin olmadığında veya yeteri kadar rüya görmediğinizde), ağrıya daha yatkın hale gelirsiniz. Bu ekstra ağrı da enerji hattını boşaltır ve böylece neredeyse daha günün başında yorgun hissedersiniz. Uyku, güzel olmak için de önemlidir

Bir şeye direnmeye çalışmak neden onu daha çok istememize neden oluyor?

Birine sürekli olarak içki içmemesini, sigarayı bırakmasını veya iş yeri bilgisayarlarına çıplak resimler yüklememesini söylemenin yeterli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, beyniniz çok komik şeyler yapabilir. Beyniniz (özellikle beynin, bir şeyi aşırı arzulamayı etkileyen kısmı olan insula) “sigara içme” uyarısını duyar ve “sigara iç” uyarısını duymuş gibi davranır. Bu da şiddetli bir sigara içme arzusu uyandırır. Birine bağımlılığından kurtulması için yardım etmenin daha iyi bir yolu; mesajı tersine çevirmek olacaktır. “Sigara içme” demek yerine “Nefesini tazele”, “Tatlı yeme” demek yerine “Bir avuç fındık ye” diyin.

Daha kilolu görünmenize neden olan giyim yanlışları

Sadece giyim kuşamımız, bizi sağlıklı ve fit bir insana dönüştürebilir. İşte kaçınmanız gereken 5 giyim yanlışı:

1. Sert ve kalın kumaşlar kutu gibi görünmenize neden olur.
2. Parlak kumaşlar ışığı yansıttıklarından, olduğunuzdan daha iri görünmenize yol açar.
3. Üstünüze koyu, altınıza açık renk giymeyin, tam tersini yapın.
4. Pileli pantolonlardan uzak durun. Karın bölgenizi ortaya çıkarır.
5. Güneş ışığı geçiren gevşek dokunmuş kumaştan eteklerden uzak durun çünkü cildinizi zararlı UV ışınlarına maruz bırakırlar.Mehmet Öz 



Haberin kaynağı : Hipogonadizm
( http://www.hipogonadizm.com/news.php?extend.18 )