Hipogonadizm Hastaları İlaçsız Kalmasın
Merhaba,

Az önce "Hipogonadizm Hastaları İlaçsız Kalmasın" başlıklı kampanyaya imza verdim. Acaba sen de adını ekleyerek bize yardımcı olur musun?

Amacımız 100 imzaya ulaşmak, ancak bunu başarmak için daha çok desteğe ihtiyacımız var. Kampanya metnini şu bağlantı üzerinden okuyup imza verebilirsin:

Bağlantı

Teşekkürler
Sustanon
Ana Menü
· Forum
Ara Hipogonadotropik Hipogonadizm
Translater
Hoşgeldiniz
Kullanıcı Adı:

Parola:


Beni hat�rla

[ ]
[ ]
Çevrim İçi
Ziyaretçiler:5, Üyeler:0 ...

En Çok Ziyaretçi: 329
(Üyeler:0, Ziyaretçiler:329) tarih : Tarih: 09.04.2014

Üyeler: 1526
En Yeni Üye: huseyn
Son Ziyaretçiler
Anket

Kac yıl tedavi gördükten sonra çocuk sahibi oldunuz?

0~6 ay

6ay~1yil

1yil~2 yil

2yil~4yil

Bu anketi sadece üyelerle sınırla

Oylar: 90 Yorumlar: 0
Önceki anketler
Haber - Kategori 'Haberler'
MALULİYET RAPORLARI VE ENGELLİ HAKLARI
Tarih: 24.11.2012  Yayınlayan: supermen
Ülkemizde ruhen veya bedenen engelli olan birçok vatandaşımız haklarını bilmemektedir. Bu haklarını, ruhsal veya bedensel engeli nedeniyle öğrenemeyen kişinin yakınlarına çok önemli görevler düşmektedir. Engellinin normal yaşam ihtiyaçlarını, kimseye muhtaç olmadan sürdürebilmesi için devlet tarafından tanınan tüm yasal imkanlar, engelliler ve yakınları tarafından ilgili kurumlardan sonuna kadar talep edilmelidir. Haklarını almak için girişilen mücadelede engelli ve yakınlarını, idari ve adli alanlarda ciddi sorunlar beklemektedir. Bu sebeple engelli ve yakınlarının doğru bilgiye ulaşması ve bu bilgi ile doğru yolu tercih etmesi gerekir. Aksi durumda ise maddi sıkıntılar nedeniyle çalışması veya iş bulması çok zor olan ve engel durumu nedeniyle hayatındaki normal ihtiyaçlarını karşılamayan kişilerin ve aynı zamanda engelliye bakmakla yükümlü olan ailelerin birçok hakları kısıtlanmış olmakta birlikte, başta özgürce yaşama hakkı, ulaşım hakkı, sosyal haklar olmak üzere Anayasamızda yer alan diğer insan haklarından yararlanması mümkün olmayacaktır.

Türkiye’de bir kişinin engelli bir vatandaş sayılabilmesi için Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerden alınmış olan en az %40 oranında malül olduğunu gösteren Sağlık Kurulu Raporu gerekmektedir. Kurul Sağlık raporuna göre temyiz kudretine sahip olmayan engellilerde, yakınları tarafından engelli olan kişi hakkında işlem yapabilmesi için Sulh Hukuk Mahkemelerinden vasi kararı alması gerekir. Sağlık Kurulu raporunu alan engelli veya yakını, ikametgahının bağlı bulunduğu Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne rapor aslı ve resimle başvurarak TC. Başbakanlık Engelli Kartı almaya hak kazanır. Ücretsiz toplu taşımadan yararlanma, su faturalarında indirim, uçak, otobüs ve tren yolculuklarında indirim, fuar, müze, tiyatro, spor müsabakası gibi sosyal aktivitelerden ücretsiz yararlanma gibi imkanları Sosyal Hizmetlerden alınacak engelli kartı ile ancak mümkün olmaktadır.

Türkiye’de yaşanan en önemli sorun ise Sağlık Kurulu Raporunun oranlarında yaşanan uyuşmazlıklar ve SGK’nın Devlet Kurumlarından alınan resmi raporları emeklilik işlemlerinde kabul etmemesi nedeniyle yaşanan sıkıntılardır. Çalışan engelliler, Sağlık Bakanlığından alınan Kurul raporunu bağlı bulunduğu Vergi Dairesine veya Mal Müdürlüğüne ibraz ederek vergi indirim belgesini alma zorunluluğu bulunmaktadır. Çalışan engellinin almış olduğu Sağlık Kurulu Raporunda belirtilen malüliyet oranının %40’dan aşağıya düşürülerek engellinin Sosyal Güvenlikten kaynaklanan haklarından yararlanması engellenmektedir. Zaten engel durumu nedeniyle maddi sorunlar yaşayan engelliye bir darbede kamu idaresi tarafından vurulmaktadır. Vergi indirim belgesi %40’dan aşağıya düşürülen veya engelli oranlarının 1. Dereden 2. Dereceye veya 2.dereceden 3. Dereceye düşürülen engellinin, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının Sağlık Kurulu Kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde Ankara Vergi Mahkemesine dava açması gerekir. Aksi durumda Sağlık Bakanlığından alınan Kurul raporlarına rağmen engelliler, Sosyal Güvenlik açısından engelli emeklilik haklarından yararlanamayacaklardır.

Ayrıca engelli veya yakınlarının Malüliyet Raporlarını SGK’ya ibraz ederek diğer şartlarında varlığı kabul edilerek, SGK’ya tahsis talebinde bulunması sonucunda, SGK’nın engelli veya yakının ibraz ettiği bu raporları kabul etmediği görülmektedir. Bu durumda engelli ve yakınlarının, diğer tahsis şartları bulunması halinde, kabul edilmeyen Malüliyet Sağlık Kurulu Raporuna rağmen yerleşim yerinde bulunan İş Mahkemelerinde veya İş Mahkemesi olmayan yerlerde İş Sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinde SGK hasım gösterilerek dava açması gerekir.

İş kazaları sonucu kazazedenin sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesini, 5510 sayılı Kanunun 95. Maddesinde öngörülen prosedür uyarınca Kurum Sağlık kuruluşlarından alınan Sağlık Kurul Raporlarınla belirlenmektedir. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar SGK’yı bağlayıcı niteliktedir. Fakat ilgililer yönünden Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde kazazedenin Adli Tıp Kurumuna sevki ile sağlanıp gerçek malüliyet oranı belirlenmektedir.

Engelli veya engelli yakınının, engelli haklarını SGK’ dan veya diğer resmi kurumlardan alması için Kanunda yazılan gerekli prosedürleri öncelikle doğru bilmesi ve yazılı olarak Kuruma istenen belgelerle birlikte evrak kayıt numarası alarak başvurması gerekir. Yapılan yazılı başvurulara rağmen SGK’ dan, Gelir İdaresi Başkanlığı Sağlık Kurulundan ve Yüksek Sağlık Kurulundan olumsuz sonuç çıkması halinde engelli ve engelli yakının yetkili ve görevli Mahkemelerde, mutlaka dava açması gerekir. Aksi halde ise engeli raporla belgelenmesine rağmen engelli olan kişinin, Sosyal Güvenlik alanında engelli haklarını kullanması mümkün görülemeyecektir.

Bağlantı den iletişim numaralarımıza ulaşabilirsiniz.

[Gönderen supermen]
yazdır
İşte erkeklik hormonunun bilinmeyen etkisi!
Tarih: 22.10.2012  Yayınlayan: Sustanon
Erkeklik hormonu testosteronun erkeklerde yalan söyleme isteği ya da ihtiyacını azalttığı belirlendi.

Almanya'daki Bonn Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı araştırma, saldırganlığı artırtığı bilinen testosteronun dürüstlüğe yönlendirdiğini gösterdi.

Prof. Armin Falk ve ekibinin araştırmasına sağlıklı 91 erkek katıldı. Katılımcıların 46'sı testosteron içeren, 45'i bu hormonu içermeyen jeli deri üzerine sürdü. Ertesi gün katılımcıların kanındaki testosteron seviyesi ölçüldü.

Teker teker kabinlere alınan katılımcılara bilgisayarda bahis oyunu oynatıldı. Bahsi kazananın para ödülü aldığı deneyde katılımcıların skora ilişkin ne kadar yalan söyledikleri belirlendi.

Araştırmaya imza atanlardan Prof. Bernd Weber, testosteron içeren jeli kullanan katılımcıların diğerlerine göre daha "dürüst" olduğunu gördüklerini vurguladı.

Testosteronun kendine saygı, dürüstlük ve kişinin kendisiyle ilgili olumlu etki bırakma isteğini artırdığını belirten bilimadamları, bu hormonun nasıl dürüstlüğe yönlendirdiğinin ve kadınlar üzerindeki etkisinin ise başka araştırmalarla açıklanabileceğini belirtti.

Araştırma "Plos One" dergisinde yayımlandı.

[Gönderen caner16]

yazdır
Testosteron Eksikliği Depresyona Neden Oluyor!
Tarih: 18.08.2012  Yayınlayan: supermen

 
Testosteron eksikliği depresyona yol açıyor
 
İlerleyen yaşla birlikte erkek seks hormonu testosteron seviyesi düşüyor. Testosteron hormonundaki bu değişiklik, yağlanmada artış, kas kitlesinde azalma, konsantrasyon kaybı, cinsel isteksizlik ve depresyon gibi sorunları da beraberinde getiriyor.
 Erkek seks hormonu (Testosteron) hem erkek hem kadın bedeninde üretilir. Hormon kadınlarda erkeklerden 3-4 kat daha düşük düzeylerdedir. Testosteron, erkeklerde testisler ve böbrek üstü bezlerinden salgılanır; sperm üretimi, tüylenme, sakal çıkması, ses kalınlaşması, libido, penis büyümesi gibi erkeğe özgü olan ikincil seks karakterlerinin gelişmesinde etkili olan bir hormon. 5_1345316549_Testos.jpg
 
Kas gelişimi, kırmızı kan hücreleri, kemik yapan hücre üretimi ve yara iyileşmesinde önemli etkiye sahip olan testosteronun, ayrıca metabolizmaya etki ederek vücutta yağ yakımını hızlandırdığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özay Tiryakioğlu, erkeklerde testosteron eksikliğinin neden olduğu sorunları anlattı:
ERGENLİKTE ZİRVEDE Sağlıklı bir erkekte testosteron salgısı yaşamın değişik dönemlerinde farklılıklar göstermektedir. Ergenlik döneminde testosteron düzeyleri zirvededir. Bu yüzden bu yaşlarda vücutta yüksek libido ve aşırı fiziksel enerji mevcuttur. Otuz yaşından sonra testosteron üretiminde yavaş ve sürekli bir azalma oluşur. İlerleyen yaşla birlikte testosteron eksikliğine bağlı yakınmalar ve hastalıklar baş göstermeye başlar.
Testosteron salgısı yaşla birlikte azalmaya devam ettiğinden yaşlı erkekler genellikle genç erkeklerden daha düşük testosteron seviyesine sahiptirler. Bu azalma derecesi kişiden kişiye çok değişiklik gösterir. Yaşlı erkeklerin (65 yaş üstü) yaklaşık yüzde 15 ile 30’u normalin altında testosteron seviyesine sahiptirler.
CİNSEL İSTEKTE AZALMA OLUR Ortalama yaşam süresindeki artma ile paralel olarak yaşlanmaya ve andropoza bağlı problemlerin artması ve geliştirilen tedavi yöntemleri çok güncel bir konu olmuştur. Türkiye’de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52’sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir. Tüm bu bulguları özetlersek testosteron eksikliği şu sonuçlara yol açar: * Seksüel fonksiyon (impotans) ve istek (libido) azalması, özellikle sabah ereksiyonlarında azalma, * Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon, * Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma, * Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz), kolay kırık gelişmesi, * Organ yağlanmasında artış (Obezite, Karaciğer yağlanması vs).
Andropoz aslen altta yatan sorunu göstermede çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopoz ile birlikte üreme özelliklerinin tamamen ve ani olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu nedenle “erkeklerde yaşın ilerlemesiyle oluşan androjen eksikliği” daha doğru bir tanımdır. 40- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık yüzde 1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.
ANDROJEN REPLASMAN TEDAVİSİ 65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık yüzde 25-50’sinde testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Yaştan bağımsız olarak; bazı genetik bozukluklar, şişmanlık, testis ve diğer bazı endokrin organların hormonal dengesizliklere sebep olan hastalıkları (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve vücud için yıkıcı etkileri olan kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.
TEDAVİDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM Testosteron yerine koyma tedavisi; uzman endokrinolog başta olmak üzere üroloji uzmanı, geriatri uzmanı ve hatta psikiyatri uzmanına kadar genişletilebilecek bir hekim konsültasyon grubu tarafından amacı, süresi ve kullanılacak preparatı belirlenerek uygulanması gereken bir iştir. Tedavinin artıları ve eksileri baştan hastaya anlatılmalıdır. Tedavi aracı olarak kullanılan testosteron preparatlarının ağızdan tablet olarak alınan formu, 2-3 haftada ya da 2-3 ayda bir kas içine iğne olarak uygulanan uzun ekili formları, doğrudan cilde uygulanabilen jel, merhem ya da bant olarak yavaş salınımlı cilt uygulamasına elverişli olarak uygulanabilen formuna kadar ürün zenginliği bulunmaktadır.
Her bir formun etki süresi, farklı yakınmaları düzeltmede farklı başarı şansı ve farklı yan etkileri bulunabilmektedir. Yan etkilerin kontrolü ve engellenmesi için belki de en önemli bilgi ilacın dozunun doğru, ya da hedef ulaşır bir şekilde ayarlanmış olması zorunluluğudur. Daha çok hastanın kişisel ve hastalığı ile ilgili özel şartları bu seçimde hekime yol göstermektedir. Tedavi sırasında düzenli olarak testosteron düzeyi ve ilaç preparatının yan etkileri açısından hedefi olabilecek karaciğer başta olmak üzere diğer organ fonksiyonlarının takibi için yapılan kan testleri ve kontrol ziyaretleri özel önem taşımaktadır.

Gönderen supermen

yazdır
Ceviz sperm kalitesini arttırıyor !
Tarih: 18.08.2012  Yayınlayan: supermen

Ceviz'in bilinmeyen özelliği!
Tıp dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, günde yaklaşık iki avuç ceviz yemek Sperm kalitesini arttırıyor...
 
  Günde yaklaşık iki avuç ceviz yemenin genç erkeklerde sperm sağlığını artırdığı gözlendi. Biology of Reproduction (Üreme Biyolojisi) adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, diyetlerine 12 hafta boyunca ceviz ekleyen erkeklerde spermin şekli, hareketi ve canlılığı gelişim gösterdi. Cevizin içerdiği yağ asitlerinin spermleri beslediği düşünülüyor. Ancak araştırmacılar, bunun dölleme oranlarını da artırıp artırmadığının bilinmediğine vurgu yapıyor. İngiltere'de her altı çiftten biri kısırlık sorunuyla karşılaşıyor ve bu vakaların yüzde 40'ında sorunun kaynağı erkeğe ait.
Kısırlık tedavisi İngiltere'nin Sheffield Üniversitesi'nde görevli Dr. Allan Pacey, artan sayıda araştırmanın bir erkeğin nasıl beslendiğinin sperm kalitesini etkilediğini gösterdiğini söyledi. Araştırma ekibi bir sonraki aşamada, erkekte sperm kalitesi zayıf olduğu için çocuk sahibi olamayan çiftlerle iletişime geçerek, bol cevizli bir diyetin hamilelik olasılığını artırıp artırmadığını deneye tabi tutacak. Erkeklerde kısırlık nedenleri genellikle çok az sperm üretilmesine, ya da spermin yeterli derecede iyi yüzmemesine, ya da boyut ve şeklindeki eksikliklere bağlanıyor. Ceviz deneyinde 21 ila 35 yaş arasında 117 erkek, iki gruba ayrıldı.
75 gram ceviz Bir grubun günlük diyetine 75 gram ceviz eklendi. Diğer grup ise normal diyetlerine, cevizsiz devam etti. Her iki grubun da ceviz haricinde yedikleri tipik Batı mutfağının gıdalarından oluşuyor. Araştırmacılar, ceviz tüketen grubun sperm parametrelerinde kayda değer bir gelişim gözlerken, ceviz yemeyenlerde herhangi bir değişim tespit etmedi. Araştırmanın ortak başkanlarından Dr. Catherine Carpenter, cevizin zengin bir ''a-linolenik asit'' kaynağı olduğunu ve sperm kalitesindeki gelişimin buna bağlı olduğuna inandıklarını söylüyor

Gönderen supermen

5_1345305024_ceviz_.jpg
yazdır
Testosteron hakkındaki gerçekler
Tarih: 02.08.2012  Yayınlayan: Sustanon

 
 
Testosteronla ilgili sayısız efsane ve yanlış anlaşılmanın arkasındaki gerçekleri ve normalin altında testosteron seviyesi belirtilerini öğrenmenin vakti geldi. Sadece Amerika’da, 2 ila 4 milyon arasında erkek, hipogonadizm olarak bilinen bir hastalık olan normalin altında testosteron seviyesi problemi yaşıyor. Bu, erkekler yaşlandıkça giderek daha çok görülen bir sorun olmasına rağmen her yaşta erkekte birçok nedenden dolayı görülebiliyor. Ne yazık ki normalin altında testosteron seviyesine sahip erkeklerin çok azı ihtiyacı olan yardımı alıyor.

Tahminlere göre hipogonadizm sorunu olan milyonlarca erkeğin, birçok türde gelişen testosteron replasman tedavi seçeneği olmasına rağmen yalnızca yüzde 5’i şu anda tedavi görüyor. (Reçeteli testosteron ürünlerinin satışı, 1993’ten bu yana yüzde 500’den fazla bir artış göstermiştir). Testosteron ürünlerinin kullanımındaki bu artış tamamen iyi bir şey olmayabilir. Testosteron replasman tedavisi sadece normalin altında testosteron seviyesine sahip olan ve prostat büyümesi veya prostat kanseri belirtisi gibi testosteronla daha da kötüye gidebilecek bir hastalığı olmayan erkekler için uygun ve güvenlidir. Normal seviyede testosterona sahip erkeklerin testosteron kullanması çok risklidir. Hipogonadizm belirtileri genellikle gözden kaçar, çünkü sıradan yaşlanma belirtileriyle karıştırılabilir.

NORMALİN ALTINDA TESTOSTERON BELİRTİLERİ:

-Sekse karşı isteğin azalması
-Yorgunluk
-Kas güçsüzlüğü
-Küçük veya yumuşak testisler
-Ereksiyon bozukluğu
-Kilo alımı (özellikle karın ve bel bölgesine)
-Kemik yoğunluğu azalması
-Depresyon
-Anemi

yazdır
Testosteron Hormonunun Diğer Özellikleri
Tarih: 31.07.2012  Yayınlayan: Sustanon

Testosteron hormonunun yaratılışındaki plan bunlarla sınırlı değildir. Bu hormonun etki mekanizmasında da açık bir yaratılış mucizesi görülür. Testosteron yukarıda sıraladığımız etkileri gerçekleştirmek için hedef dokuya (erkek genital organları) ulaşınca hücrelerin içine girer. Hücrenin içinde yine özel olarak testosteron için yaratılmış bir enzimle birleşir ve böylece testosteron çok daha etkili bir hale getirilir.Tasarım ve planlama halen bitmemiştir. Bu yeni oluşan hormon da yine kendisi için özel olarak tasarlanmış bulunan özel bir alıcıyla birleşir. Ortaya çıkan moleküler kombinasyon hücrenin DNA'sına bağlanır ve DNA'dan alınan bilgiler doğrultusunda yeni bir protein sentezi ortaya çıkarır. Bu olay erkek ve kadın bedeni arasındaki farkın belirmesini ve cinsel fonksiyonların devamını sağlar.Ortada o kadar kusursuz yaratılmış bir sistem vardır ki, testosteron-enzim-alıcı üçlüsünden oluşan mekanizma, DNA'daki milyarlarca bilgi içinden, kendileri için yazılı bölgeyi bulur ve buradaki bilgiler doğrultusunda üretim yapılmasını sağlar. Örneğin sakal çıkması için sakal kökü hücrelerinin DNA'larında hangi bölgeye etki etmeleri gerektiğini bilirler. Sesin kalınlaşması için ses telleri hücrelerinin DNA'larında hangi bölgeye etki etmeleri gerekiyorsa o bölgeye etki ederler. Burada verilen bilgi son derece önemlidir. Testosteron (C19H28O2), karbon, hidrojen ve oksijen atomlarının farklı sayılarda birleşmesinden meydana gelmiş bir moleküldür. Bu cansız, şuursuz varlık, DNA'da kendi işine yarayacak bilginin bulunduğunu nereden bilebilir? Daha da önemlisi, 3 milyar harften oluşan, binlerce ciltlik ansiklopediyi dolduracak kadar çok bilginin içinden, kendi aradığı birkaç harfi nasıl şaşırmadan ve büyük bir hızla bulabilmektedir? Bu elbette ki Kendisinden başka İlah olmayan Yüce Allah'ın ilhamı ile gerçekleşmektedir.(şekil 72)
 
 
hipotalamus















Şekil 72
Testosteron hormonu, 3 milyar harften oluşan, binlerce ciltlik ansiklopediyi dolduracak kadar çok bilginin içinden, kendi aradığı birkaç harfi hiç şaşırmadan bulabilmektedir. Bu Allah'ın yaratışındaki sayısız mucizeden biridir.
Bugün, İnsan Genomu Projesi dahilinde, 10 yıldır çalışan yüzlerce bilim adamı, dünyanın en gelişmiş teknolojisini kullanarak, sadece DNA'yı okumayı başarabilmişlerdir. Ancak, DNA'nın hangi bölgesinin insan bedeninin hangi organı, proteini veya hormonu ile ilgili olduğunu henüz bilmemektedirler. Ancak, C18H24O2 formülüne sahip östrojen ve C19H28O2 formülüne sahip testosteron hormonları, bunu çok iyi bilmekte, milyonlarca yıldır, milyarlarca insan bedeninde şaşmadan bildiklerini uygulamaktadır.Şüphesiz yalnızca bu sistem dahi gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yaratan Yüce Allah'ın sanatının gözler önüne serildiği bir yaratılış harikasıdır.
yazdır
Erkek Üreme Sistemindeki Hormonlar
Tarih: 31.07.2012  Yayınlayan: Sustanon

Erkek üreme sisteminde de hormonlar başrolü oynar. Doğumdan yaklaşık 10 yıl sonra, gelişme çağının başlamasıyla birlikte erkek hormonları tam olarak devreye girer. Bu hormonların devreye girmesi, yine vücutta kurulu bir emir komuta zincirinin harekete geçmesiyle gerçekleşir. Bu emir komuta zincirinin en üst düzey yöneticisi hipotalamustur.
hipotalamus






























Şekil 68
Doğumdan sonraki yıllarda hipotalamus her 3-4 saatte bir LHRH isimli bir hormon salgılar.
Şekil 69
Ancak bu hormonun salgılanma miktarı oldukça azdır. Yaklaşık on yıl sonra hipotalamus erkek bedeninin şekillenmesi için doğru zamanın geldiğini adeta anlar ve LHRH hormonunu daha kısa aralıklarla salgılamaya başlar.
 
 
yazdır